bazen insanın söyleyecek bir şeyi olmaz ama yine de yazar.
ne tam ciddi, ne tamamen boş. arada bir yerde bir şey.

çoğu zaman ne yazdığını da tam bilmezsin zaten. yazarsın, sonra okuyup “ben bunu niye yazdım” dersin. ama o an mantıklı gelmiştir. o anın doğrusu başka oluyor galiba.

çok düşünmeden yazılan şeylerin genel adı gibi bir şey bu. kafaya takmadan, süzmeden, filtresiz. garip olan şu ki, bazen en doğru şeyler de tam böyle çıkıyor. fazla düşününce bozulan bir şey var.

bazen de sırf yazmak için yazarsın. anlatacak bir derdin yoktur ama yine de bir şeyler dökülür. okuyan anlar mı, anlamaz mı çok da önemli değildir. zaten çoğu şey anlaşılmak için yazılmıyor gibi.

biraz iç dökme, biraz boş yapma, biraz da ne olduğunu bilmediğin bir şey. tam adı yok ama hissi var. o yüzden adı zırva.

burası da biraz öyle bir yer. fazla düşünmeden yaz, hatta mümkünse hiç düşünme. yaz geç. sonra bakarsın.

(bkz:boş yapmak)
(bkz:iç dökmek)
aslında çoğu konuşma zırva ama biz bazılarına “önemli” demeyi seçiyoruz. farkı yaratan şey içerik değil, kimin söylediği galiba...

burada herkes aynı seviyede olunca geriye sadece ne yazdığın kalıyor. o da genelde pek planlı olmuyor zaten.

o yüzden yaz geç. tutarsa tutar, tutmazsa zaten zırva.
yazarken mantıklı geliyor, okuyunca yabancı biri yazmış gibi.
o aradaki farkın adı da zırva olabilir.