telefon elimde.
ama bir şey arıyorum.
nereye koydum diye bakıyorum.
5 dakika sonra fark ettim.
elimde aq.
ama yine de emin olamadım, bir daha baktım.
yazdım.
sildim.
bir daha yazdım.
“acaba yanlış anlaşılır mı” dedim.
nokta koydum.
kaldırdım.
emoji koydum.
çok mu samimi oldu dedim.

lan alt tarafı “napıyon” yazacam, 10 dakikadır uğraşıyorum.
açtım.
baktım.
hiçbir şey değişmemiş.
ama yine de baktım.
sanki yeni bir şey spawn olacak gibi.
lan dün yoktu belki bugün vardır diye umut ettim.
yok.
kapattım.
5 dakika sonra yine açtım.
alarm çaldı.
ilk refleks: kapat.
ikinci refleks: 5 dakika daha.
üçüncü refleks: “ya s*ktir et”.

göz açtım, saat geçmiş.
panik yok.
çünkü artık yetişemeyeceğimi kabullenmişim.
bir noktadan sonra geç kalmak bile normalleşiyor.
“zaten yetişemem” huzuru var.

gün başlamadan bitmiş gibi.
ama yine de kalkıp hazırlanıyorsun.

niye?

bilinmiyor.
bir bildirim gelmiş olabilir ihtimaliyle başlar.
sonra alışkanlığa döner.
sonra sebep ortadan kalkar ama davranış kalır.
aslında çoğu zaman bakacak bir şey yoktur.
ama yine de bakılır.
çünkü belki bu sefer vardır.

(bkz:alışkanlık)
yarın erken kalkacağım diye kendini motive edersin.

ama nedense o gece daha geç yatarsın.

sonra sabah pişmanlık.

ama ertesi gün yine aynı.
liste yaparken aşırı motive olursun.

her şey çok mantıklı görünür.

sonra listeye bakarsın.

ve hiçbir şey yapmazsın.

ama liste duruyor, o önemli.